Blog

  • Dünya modasında Kızılderili rüzgarı esiyor

    Dünya modasında Kızılderili rüzgarı esiyor

    1960’ların özgürlük akımının müzikteki en bilinen temsilcileri The Doors grubundan unutulmaz ismi Jim Morrison ve şarkıcı Cher Kızılderili takılarını kullanan pek çok sanatçıdan sadece bir kaçıydı. Günümüzde aynı akımı Johnny Depp, Brad Pitt, Cameron Diaz, Eva Mendez, Paris Hilton, Megan Fox, Salma Hayek, Yolanda Adams ve daha ismini sayamayacağız pek çok tanınmış artist ve şarkıcı sürdürmekte. Bunun başlıca sebebi, Turkuaz taşının 2016’da modanın tahtına şimdiden göz kırpıyor olması. Turkuaz denince de el yapımı Kızılderili takıları, şık, sade ve bohem kimlikleri ile her zamankinden daha fazla karşımıza çıkmakta.

    Dünyayı kasıp kavuran bu akımın tekrar dirilişi bizleri New Mexico’nun çöllerinden Alaska Kabilelerine, dolayısıyla binlerce yıllık farklı bir kültüre sürüklemekte. Navajo, Hopi, Zuni gibi Kabilelerin el yapımı, her biri sanat şaheseri gümüş takıları farklı dünyaların mistisizmini mücevher olarak üzerimizde taşımamızı sağlıyor. Şamanik ruhsal kişi “Kachina”, Navajo müzisyeni “Kokopelli” veya yaşam ve ölüm arasında mesaj taşıyan “Road Runner” motifleri, bilezikleri, kolyeleri, yüzükleri ve küpeleri süslüyor. Şıklığınıza sadece size özel ve sanatsal bir dokunuş, diyebiliriz…

    Ülkemizde pek fazla bilinmese de Kızılderili takılarıyla ilgili, Instagram, Twitter ve Facebook üzerinden hizmet veren güvenilir bir sanal mağaza mevcut. Ürünlerin hepsi Amerika’dan adresinize postalanmakta ve kargo ücreti ödemiyorsunuz. Elde özenle biçimlenmiş, sanatçılar tarafından imzalanmış, zamana karşı duran ve yıllar içerisinde daha da değerlenen bu nadide takıları mutlaka incelemelisiniz. İsterseniz satın alabilir veya çok şık ve farklı bir müzede, geçmişten geleceğe değerli bir yolculuk yaparsınız.

    Size özel takı koleksiyonumuzu incelemek için Instagram ve Twitter üzerinden @isteyebilirsin, Facebook üzerinden de “İsteyebilirsin Kızılderili Gümüş Mücevher” adreslerine tıklamanız yeterli olacaktır.

    https://twitter.com/isteyebilirsin

    https://instagram.com/isteyebilirsin

  • Obezite cerrahisi

    Obezite cerrahisi

    Obezite ameliyatı olmayı planlıyorsanız tam olarak doğru adrese gelmiş bulunmaktasınız. Zira, Medicorium obezite cerrahisi merkezi, İstanbul’un bu konudaki en kıymetli merkezlerinden biridir. En sağlıklı şekilde, tüp mide ameliyatı ve mide küçültme işlemlerini yaptırmak isteyenler, bu merkez ile irtibat kurmalıdır.

    Fazla kiloların, vücudumuz için sayısız zararı bulunmaktadır. Fazla kilolardan kurtularak çok daha güzel bir görünüme ve daha da önemlisi, sağlığınıza kavuşmak isterseniz, siz de Medicorium’da yapılan mide küçültme ve mide balonu işlemleri hakkında bilgiler alabilirsiniz. Tüm bu operasyonlar hakkında aklınıza takılan her türlü suale binaen cevabı, medicorium.com isimli web adresinde bulabileceksiniz.

    Arzu edenler, 0212 234 00 01 numaralı telefonu arayarak da merkezle iletişim sağlayabilir.

  • Üşütmüş

    Üşütmüş

    Doktor fıkralarıDoktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitti. Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta bir adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip:
    -Eee, söyle bakalım fikrin ne? diye sordu:
    Doktor tabloya tekrar bakıp cevap verdi:
    -Merak edilecek bir şey yok. Sadece üşütmüş, o kadar…

  • Erkekler Nasıl Yemek Yapar

    Erkekler Nasıl Yemek Yapar

    Genel fıkralarıBir tencere dolusu sıcak suya makarna poşetini boşaltıp maç seyretmeye başlıyoruz. Maçın ilk yarısının ortalarına yaklaşınca kalkıp altını kapatıyoruz. Tencerenin içinden seçtiğimiz makarnayı fayansa doğru kavisli bir şekilde fırlatıyoruz. Yapışırsa pişmiş demektir. Devre arasında hala içinde su kaldıysa tencerenin kapağını kapatıp lavabodaki en kirli tabağın üzerine doğru döküyoruz..( o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar çatalla yenebiliyor ) Üzerine ketçap döküp yiyoruz.

    Not: Fayansa fırlattığınız makarnayı bir ara oradan alın. Sayıca fazlalaşınca bazen hangisini fırlattığınız karışıyor.

  • Amerikalı Subay

    Amerikalı Subay

    Asker fıkralarıÇin’de görevli Amerikalı bir subay bir gün Pekin’de bir lokantaya girdi. Garsonun getirdiği Çince mönüye garip garip baktı. Gelen mönüden birşey anlamasa da bozuntuya vermedi ve parmağını Çince bir yazının üzerine basarak garsona gösterip, ne geleceğini merakla beklemeye başladı.
    Bir müddet sonra garson bir tabak meyve getirdi. Amerikalı subay garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterdi. Bu kez, bir dilim pasta geldi. Subayın karnı çok acıkmıştı. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlamış bulunuyordu. Çevresindeki masalara baktı. Karşı masada bir Çinli et yemeği yiyordu. Subay, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterdi ve garsona o yemekten getirmesini işaret etti.
    Yemek geldi. Subay büyük bir iştahla eti yemeye başladı. Birkaç lokma sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark etti. Pekin ördeklerinin ününü duymuştu. Bu acaba onun eti miydi?
    Garsonu çağırdı, eti gösterdi ve kollarını kanat gibi yaparak, “Vak, vak?!” dedi.
    Çinli garson soruyu anlamıştı. “Hayır” anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verdi:
    “Hav, hav, hav!”

  • Nasreddin Hoca Gençken

    Nasreddin Hoca Gençken

    Nasreddin Hoca fıkralarıHoca Nasreddin, birgün at binmek istemiş. Hayvanın boyu epey yüksekmiş. Hoca, bir türlü atın üstüne zıplayamamış. Yanındakiler duyacak şekilde sesini yükselterek serzenişte bulunmuş:
    -Ah gençliğim ahh! Gençliğimizde böyle miydik?
    Sonra sesini alçaltarak kendi kendine mırıldanmış:
    -Ben senin gençliğini de iyi bilirim Nasreddiiin!

  • Yavru Kutup Ayısı

    Yavru Kutup Ayısı

    Erzurum fıkralarıYavru kutup ayısı babasının yanına gelip sormuş
    “Baba ben gerçekten kutup ayısı mıyım?”
    “Elbette yavrum nereden çıkardın bunu?”
    “Allah Allah?!..” deyip gitmiş yavru ayı.

    Bu sefer annesinin yanına gitmiş ve sormuş,
    “Anne ben gerçekten kutup ayısı mıyım?”
    “Tabii evladım kutup ayısısın.”
    Yine “Allah Allah?!..” deyip, yeniden babasının yanına gitmiş yavru ayı.

    Bir daha sormuş “Yaa baba Allah aşkına doğru söyle bak beni evlatlık falan almadınız degil mi? Yani ben sizin öz oğlunuzum.”

    Baba dayanamamış artık “Oğlum dedim ya sana bizim oğlumuzsun diye, hem sen neden ikide bir soruyorsun ki bunu?”
    Yavru ayı: “Yav donuyorum baba, donuyorum…”