Gönlüm razı olmadı
Nasrettin Hoca, kasabadan Kur’an-ı kerim, tefsir ve ilmihal gibi bazı kitaplar almış. Bir çuvala yerleştirmiş. Çuvalı sırtına almış, eşeğine binmiş köyüne doğru gidiyor.
Yolda Hoca’yı görenler :
– ” Bre Hoca, çuvalı niye kendi sırtına aldın ?” diye sormuşlar.
– “Ne yaparsın” demiş Hoca, “zavallı hayvan zaten benim bütün kahrımı çekiyor.
Kendi bindiğim yetmiyormuş gibi çuvalı da ona taşıtmaya gönlüm razı olmadı.”
Bir gün Temel’in babası askerdeki Temel’e mektup yazar. Hal hatır sorar , köydekilerin selamını iletir en sonunda da bir not düşer.
Türkiye amatör liginde oynayan bir takımın antrenörü dert yanar:
Doktor telaşla hastasını aramış; size bir kötü bir de çok kötü bir haberim var, önce hangisini söyleyim? Hasta kötü olanı demiş. Doktor hüzünlü bir ifadeyle “Raporlarınıza göre 24 sat ömrünüz kalmış.” Hasta biraz şaşkınlık biraz da sinirle “Bundan daha kötü ne olabilir ki ?” diye sormuş. Doktor; “Sizi dünden beri arıyorum fakat yeni ulaşabildim.”
Bir ülkeye misafir olarak dost bir ülkenin devlet başkanı gelir ve protokol talimatına uygun olarak 21 pare top atışı ile karşılanır.
Erzurumlunun biri camiye gider, acele, acele kaza namazını kılar, çıkarken imam başına dikilir, elinde kamçı vardır: