Archive for Fıkralar

Seninle Boğulacağım

Seninle Boğulacağım

İran fıkralarıNüktedan biri bir bedeviyle yolculuk ediyordu. Yolda bedeviye sordu:
– Adın ne?
– Matar, yani yağmur.
– Künyen nedir?
– Ebul-gays, yani yağmurun babası.
– Babanın adı ne?
– Ebul-feyz yani akarsuyun babası.
– Annenin adı ne peki?
– Sihâb yani bulut.
– Onun künyesi ne?
– Ummul-bahr yani denizin anası.
– Allah aşkına bekle bi dakka, bir yerlerden kayık bulayım. Yoksa seninle giderken boğulacağım!

Tamamdır

Tamamdır

Spor fıkralarıİskoçya’da iki avcı ava çıkarlar. Yürüme esnasında avcılardan biri yere düşer ve hareketsiz olarak yatar. Bunu gören arkadaşı hemen yanına gelir bakar ki arkadaşı nefes almıyor,gözlerin deki ferin de kaybolduğunu fark eder ve hemen acil sevisi arar.

Arkadaşım öldü,der ne yapmam gerekir diye sorar.

Telefonun ucundaki ses:

-“Sakin olun ben size yardım edebilirim ama önce arkadaşının öldüğünden emin olmamız gerek”

der,ve birkaç saniye sessizlikten sonra bir el silah sesi duyulur. Sonra:

-“Tamam şimdi ne yapacağım”

Diktatör

Diktatör

Asker fıkralarıDiktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp:
-Kim hapşırdı, demiş.
Askerler korkudan bir şey söyleyememiş.
Diktatör bunun üzerine birinci sırayı kurşuna dizmiş.
Sonra yola devam etmişler biraz sonra yine bir hapşırık sesi gelmiş.
Diktatör kim hapşırdı deyince yine korkudan kimse kimin hapşırdığını söyleyememiş.
Bunun üzerine diktatör ikinci sırayı kursuna dizmiş.
Biraz sonra yine birisi hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp sormuş kim hapşırdı diye.
Bir asker “ben hapşırdım” demiş .
Diktatör general askere dönüp:
-Çok yaşa, demiş.

İskender İle Asker

İskender İle Asker

İran fıkralarıBüyük İskender’in çok hızlı koşan bir atı vardı. Bir gün atına binmiş, ordusunu teftiş ediyordu. Gözü cılız bir ata binmiş olan bir askere ilişti.
– Üstüne bindiğin şu ölümcül at da neyin nesi böyle? dedi.
Asker güldü ve
– Ben savaş meydanında kalmak için bu ata bindim. Oysa sen savaş meydanından kaçabilmek için bu hızlı ata binmişsin! dedi.

Eski Gazeteler

Eski Gazeteler

Deli fıkralarıBaşhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı :
-Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı…Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı…Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı…
Başhekim bu işten hoşlanmış :
-Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
-Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.
Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı!
-Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim

Eşşek Başı

Eşşek Başı

Kayserili fıkralarıİstanbul’a giden bir Kayserili ne satıldığını anlayamadığı bir dükkana, dikkati çeker bir şekilde bakmaya başlar. Kuşkulanan dükkan sahibi: -Ne bakıyorsun aptal aptal, diye sorar.
Kayserili:
-Hiç! Burada ne satılıyor diye merak ettim. Dükkan sahibi:
-Eşşek başı satılıyor der. Kayserili bu münasebetsizliğin altında kalır mı hiç. Belli… belli… görülüyor, der. Hepsi satılmış bir tane kalmış!

İçi Boş

İçi Boş

Okul fıkralarıÇocuğun biri br gün annesinin yanına gitmiş ve:
– Anne, karnım çok ağrıyo demiş.
Annesi de çocuğa:
– İçi boş olduğu içindir, içi dolu olsaydı ağrımazdı, demiş.
Ertesi gün çocuk okuldayken sınıftaki gürültüden rahatsız olan öğretmen öğrencilere:
– Susun, artık başım ağrıyor, demiş.
Bunun üzerine bizim çocuk hemen söze atılmış:
– İçi boş olduğu içindir öğretmenim, dolu olsaydı ağrımazdı.